Yönetmen

Barış Erdenk

1988 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Oyunculuk Anasanat Dalı’na girdi. 1996 yılında “Stanislavski ve Meyerhold Oyunculuk Yöntemleri ve Onların Sentezcisi Olarak Vakhtangov” adlı çalışmasıyla yüksek lisans eğitimini tamamladı. 1999 yılında aynı bölüme Öğretim Görevlisi olarak atandı. Halen aynı bölümde Mimik, Rol, Sahne ve Sahne Uygulaması derslerini vermektedir. Erzurum Devlet Tiyatrosu’nda yönettiği Kafkas Tebeşir Dairesi oyunuyla Eleştirmenler Birliği ve VIII. Lions Tiyatro Ödülleri, Sivas Devlet Tiyatrosu’nda yönettiği Hayvan Çiftliği oyunuyla IX. Lions Tiyatro Ödülleri, Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda yönettiği İstibdat Kumpanyası oyunuyla X. Lions Tiyatro Ödülleri, Ankara Devlet Tiyatrosu’nda yönettiği Hayvan Çiftliği oyunuyla XIV. Direklerarası Seyirci Ödülleri, İzmir Devlet Tiyatrosu’nda yönettiği Ermişler Ya Da Günahkarlar oyunuyla Çırağan Lions Kulübü XXIII. Türkan Kahramankaptan Ödülleri, İzmir Devlet Tiyatrosu’nda yönettiği Yanık oyunuyla 8. Bedia Muvahhit Tiyatro Ödülleri, Sivas Devlet Tiyatrosu’nda yönettiği Lysistrata oyunuyla XVII. Direklerarası Seyirci Ödülleri ve Sanat Kurumu Ödülleri “En İyi Yönetmen” ödüllerini almıştır.
Yönettiği Oyunlardan Bazıları:
Yanık: İzmir Devlet Tiyatrosu; Lysistrata: Sivas Devlet Tiyatrosu; İkici Katil: Ankara Devlet Tiyatrosu; Ağır Roman: Sadri Alışık Tiyatrosu; Cadı Kazanı: GSF Deneme Topluluğu; Selvi Boylum Al Yazmalım: Sadri Alışık Tiyatrosu; Kafkas Tebeşir Dairesi: Erzurum Devlet Tiyatrosu; Kaset: Tiyatro Duru;Hayvan Çiftliği: Ankara Devlet Tiyatrosu; İstibdat Kumpanyası: Tiyatro İstanbul; III. Richard: Trabzon Devlet Tiyatrosu; Küçük Adam Ne Oldu Sana: Antalya Devlet Tiyatrosu; Sofokles’in Antigonesi: Adana Devlet Tiyatrosu; Gece O Kadar Kirliydi ki İkisi de Kayboldular: Trabzon Devlet Tiyatrosu; Bu da Geçer Ya Hu: Adana Devlet Tiyatrosu; Gergedan: Eskişehir Şehir Tiyatrosu; Özgürlüğün Bedeli: Eskişehir Şehir Tiyatrosu; Demir: Konya Devlet Tiyatrosu; Faust Öldü: GSF Deneme Topluluğu; Roberto; Zucco: GSF Deneme Topluluğu; Yeşilçam: Ankara Devlet Tiyatrosu; Ermişler ya da Günahkârlar: İzmir Devlet Tiyatrosu; Savaş Alanı Gibi Kadın: Diyarbakır Devlet Tiyatrosu; Çılgın Dünya: Van Devlet Tiyatrosu
Sahne Tasarımını Yaptığı Oyunlar:
Ağır Roman: Sadri Alışık Tiyatrosu; Selvi Boylum Al Yazmalım: Sadri Alışık Tiyatrosu; Çılgın Dünya: Van Devlet Tiyatrosu; Hayvan Çiftliği: Sivas Devlet Tiyatrosu

Ahmet Turan Oflazoğlu, Türk tiyatrocu, oyun yazarı ve eleştirmen. 1954 yılında Vefa Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlamıştır. Hukuk Fakültesi’ndeki eğitim hayatı bir yıl süren Oflazoğlu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne geçiş yapmış ve burada İngiliz Dili ve Edebiyatı ile Felsefe bölümlerinde eğitim görmüştür.
Ahmet Turan Oflazoğlu tiyatro eğitimi almak için Seattle’a (ABD ) gitmiştir. Burada 1964 ve 1965 yılları arasında tiyatro üzerine çalışmalar ve araştırmalar yapmıştır. 1967 yılında İstanbul’a dönmüştür. ABD’den döndükten sonra Refik Ahmet Sevengil tarafından TRT’ye davet edilmiş ve bu davet onun için 29 yıl sürecek uzun bir memuriyet hayatının başlangıcı olmuştur.TRT İstanbul Radyosu’nun tiyatro bölümünde dramaturg ve yapımcılık yapan Oflazoğlu, 26 yıl boyunca bu kurumda görevini sürdürmüştür. Radyo tiyatrosu kültürünün yerleşmesine büyük katkılar sağlamış ve konularını tarihten seçtiği tiyatro eserleri ile tanınmıştır.
Türk Dil Kurumu’nda da görev alan Ahmet Turan Oflazoğlu oyunları ile birçok ödül kazanmıştır. Kafka, Shakespeare, Nietzsche ve Rilke gibi birçok ünlü Batılı yazardan çeviriler yapmıştır.
Tiyatro dışında şiir, deneme, çeviri, senaryo türlerinde eserler vermiştir. Eserlerinde sade ve açık bir dil kullanan yazar bireylerdeki tarih bilincinin ortaya çıkarılmasını arzu ettiği için eserlerini tarihe dayandırmıştır. Türk-İslam sanatı düşüncesi ve Antik Yunan’dan itibaren Avrupa sanatı düşüncesi olmak üzere eserlerini iki ana kolda oluşturmuştur.
Babası hafız olan ve çocukken babasının Kur’an okuyuşundan etkilenen Ahmet Turan Oflazoğlu bazı eserlerinde ayet ve hadislerden örnekler vermiştir. Murat Kacıroğlu, Ahmet Turan Oflazoğlu’nun eserlerinden birkaçını incelediği yazısında şu ifadelere yer vermiştir: “Zaafları, korkuları, hırslarıyla birer insan olan kahramanların eylemlerine yön veren psikolojik yapılarını, tiyatro gibi zor bir türün imkânları içerisinde veren Oflazoğlu’nun bu oyunlarını, Türk tiyatrosunun en güzel örnekleri içerisinde değerlendirebiliriz

1898’de Granada’da doğdu. İyi bir piyanist ve öğretmen olan annesi ile toprak sahibi babası eski Endülüs soyundan, özgürlükçü, aydın kişilerdi. Büyük bir aile içinde geçen çocukluğunu Lorca şöyle betimler: “Bütün çocukluğum köylüdür; çobanlar, kır, gök, ıssızlık…” Dedesi Victor Hugo’ya hayran olan Lorca, dadısından dinlediği geleneksel İspanyol balatları ve çingene öyküleri ile büyüdü. Gençlik yılları çingeneler arasında şiirler yazarak ve şarkılar söyleyerek geçti. 1914’te (daha çok babasını memnun etmek için) yazıldığı Hukuk Fakültesi’ni 1923’te bitirdi. Hukukun yanı sıra edebiyat, tiyatro, müzik ve resimle ilgilendi. 1917’de ilk eseri olan, diyalog tarzında yazılmış Fantasia Simbolica yayımlandı. Üniversite yıllarında hayranlıkla seveceği ve tüm sanatsal, toplumsal yaşamını etkileyecek iki öğretmeniyle tanıştı: Manuel de Falla ve ünlü toplumbilimci Fernando de los Rios. Manuel de Falla’nın kaybolan bir geleneği yeniden canlandırmak amacıyla 1922’de düzenlediği Cante Jondo (Flamenco şarkıları) şenliğinin aktif düzenleyicilerinden biri oldu, bu konuda bir de konferans verdi. Salvador Dali (1927’de Mariana Pineda’nın dekorunu yaptı), Bunuel, Neruda gibi çağının önemli sanatçılarıyla yakın dostluklar kurdu. Lorca bir yanıyla halk geleneklerine ve bunların yeni yorumlara uğratılarak çağdaş sanata taşınmasına, diğer yanıyla çağın öncü akımlarına (sembolizm, sürrealizm) yönelen, diğer yandan da hem romantik akımdan hem de o dönem İspanyol tiyatrosunda etkili olan antik Yunan tragedyalarından da beslenen bir sahne dilinin yaratıcısı olarak nitelendirilebilir. ‘Köy Trajedileri Üçlemesi’ -Kanlı Düğün, Yerma, Bernarda Alba’nın Evi- ile tanınan Lorca, en çok Endülüs’ten beslendi ve kendi toprağının türküsünü yüksek sesle haykıran özgün bir üslup yarattı. Yapıtlarında hiç eksik olmayan şiddet ve acı ölüm onun da kaderinde vardı. Doğduğu Granada’da 19 Ağustos 1936 gecesi milliyetçiler tarafından yargılanmadan kurşuna dizilerek yaşamını yitirdi.
Tiyatro Oyunları:
Kelebeğin Büyücülüğü (El Maleficio de la Mariposa, 1919-1920), Mariana Pineda (1923-1925), Ayakkabıcının Garip Karısı (La Zepatera Prodigosa, 1926-1930), Don Perlimplin’in Belisa’yı Bahçede Sevmesi (Amor de Don Perlimplin con Belisa en su Jardin, 1928-1933), Halk (El público, 1929-1930), Beş Yıl Geçer Geçmez (Así que pasen cinco años, 1931), Kanlı Düğün (Bodas de Sangre, 1932), Yerma (1934), Dona Rosita Bekar Kalıyor ya da Çiçeklerin Dili (Doña Rosita la soltera, o el Languaje de las Floras, 1935), Bernarda Alba’nın Evi (La Casa de Bernarda Alba, 1936)