YÖNETMEN

Yunus Emre Bozdoğan

Susmak ve unutmak birbirine o kadar bağlıdır ki susmak zorunda bırakıldığımız şeyler, asla unutmayacağımız şeylerdir. İnsanlar ve toplumlar en çok susku ânında tanırlar gerçek kendilerini. Susku anları bize her şeyin habercisidir. Susmak bazen hiç unutmamaktır. Koca bir toplumun unutmaması gibi sessiz… Yunus Emre Bozdoğan Yönetmen

III.Reich’ın Korku ve Sefaleti, Hitleryen bir gündelik hayattan sahneler sunuyor bize. Farklı toplumsal sınıflardan insanların, en çok korku ve sefalet üreten bir yönetim altındaki tipik davranışlarına odaklanıyoruz. Bir perçemle bir bıyığın Hitler’i anlatması gibi, Brecht de parça parça anlarla Hitler rejiminin ilk beş yılında yaşanan korkuyu ve sefaleti anlamamızı sağlıyor. İnsanların şimdisine ve geleceğine kast eden Hitler rejimi altında, sefaletin er geç korkuyu yeneceğinin bilgisini üretiyor. Oyunun zaman çizgisi üzerindeki ilk uğraklarından biri olan iki SS’in zafer sarhoşluğu içinde bir mahalleye girip, sonra da panikten çevreye rastgele ateş ederek insanları öldürdükleri sahnenin siyasi fonu Hitler’in, Cumhurbaşkanı tarafından, Katolik Merkez Parti ile Hitler’in NSDAP’ının birlikte kurduğu azınlık hükümetinin başbakanı ilan edilmesidir. (Ocak 1933) Ancak azınlık hükümeti bir anlaşmaya varamayacak ve NSDAP hükümette olmanın avantajlarını kullanarak ülkeyi genel seçim sürecine sokacaktır. 5 Mart 1933 seçimlerine bir hafta kala, tarihe Reichstag Yangını olarak geçen Alman Parlamentosu’nun kundaklanması olayı yaşanır. Ertesi gün olağanüstü hal yönetimi devreye girer, Hitler Cumhurbaşkanı’na anayasal hak ve özgürlüklerin askıya alındığını ilan eden bir kararname imzalatır. Hitler, provokasyonu, demokrat avı ile sonuçlanacak bir komplo olarak kullanır, muhalif milletvekilleri hapse atılır. Bu dönemde 100.000 Komünist Parti üyesi tutuklanmıştır. Bir hafta sonraki seçimlerde NSDAP oyların yüzde kırk dördünü alır. Brecht’in sürgün hayatı tam da bugünlerde başlayacak, Reichstag yangınını takip eden dönemde Brecht, ailesi ve birkaç arkadaşıyla birlikte Almanya’dan ayrılmak zorunda kalacaktı. Takip eden yıllarda Alman vatandaşlığından çıkarılacak, önce İsviçre’de sonra Danimarka’da yaşayacak, 1939’da Hitler’in Danimarka’yı işgal etmesinden kısa bir süre önce Finlandiya’ya geçecek ve 1941’de sürgünlüğün son yıllarını geçireceği Amerika’ya göçecekti. İlk kez 1938 yılında Paris’te prömiyer yapan III.Reich’ın Korku ve Sefaleti, 1945 yılında New York’ta Brecht’in düzenlemesi ve sıralamasıyla Almanca basılır. Aynı yıl Berlin düşer, Hitler kendini öldürür. Oyundaki korku, distopik bir korku değildir, 1930’lar Almanya’sında somut ve gündelik koşulların ürettiği cari bir korkudur; insanın başına gelebileceklerden korkması, “kuvvetle  muhtemel olan”dan korkmasıdır. Sefalet de sadece maddi anlamıyla yoksulluk değil, korkunun yarattığı ruh sefaletidir; ebeveynler kendi çocuklarından kuşku duyar, komşu komşuyu ihbar eder, eşi Yahudi olanı dostları dışlar. Başta adalet olmak üzere bütün kavramların ve temsilci kurumların içleri boşaltılır. Diyelim ki Yahudileri, toplama kamplarına gönderen süreci hazırlayacak adalet, “yalnız Alman mülkünün temeli olarak” yeniden tanımlanır. Parçalarının toplamından daha büyük bir resim gösterir III.Reich’ın Korku ve Sefaleti. Brecht savaş yılları boyunca gazetelerden kesip aldığı fotoğraflara eşlik eden şiirleriyle hazırladığı Savaş Alfabesi kolaj kitabının teatral versiyonunu sunar bize bu oyunla. Savaşın insanlara protez bacaklar, koltuk değnekleri ve tabutlar armağan eden yıkımı ile, faşizmin korku ve sefalet üreten yozluğu arasındaki doğrudan bağlantıya işaret eder. Savaşların yol açtığı sürgünler çağında, bir sürgünün gözünden faşizmi izliyoruz.
İyi seyirler!

Yılmaz Onay’ın yazılmış bütün biyografilerinde oyun yazarı, romancı ve çevirmen ibaresine rastlanır. Bu, yazarken ve okurken dile/göze kolay gelen ifade, yaşarken kocaman bir yazı masası, tükenmez bir iç disiplin ve özellikle de tiyatro insanlarının eğitimi için derin bir görev duygusu ve sorumluluk demektir. Türkiye’de özellikle Brecht’in tiyatrosunun bilinmesi, sahnelere taşınması, gerçekliği temsil anlayışının kavranması açısından tek başına koca bir külliyat oluşturmuştur Yılmaz Hoca. Sadece Brecht ve Brecht tiyatrosu üzerine yaptığı çeviriler bile upuzun bir listedir. Çevirisini yaptığı oyunların bazıları şu şekildedir:
Puntila Ağa ile Uşağı Matti, B.Brecht, Bütün Oyunları Cilt:9,
Mitos-Boyut Yayınları, İstanbul, Bütün Oyunları Cilt:6,
Agora Kitaplığı, İstanbul, 2013
Kafkas Tebeşir Dairesi 1949, B.Brecht, Bütün Oyunları
Cilt:11, Mitos-Boyut Yayınları, İstanbul, Bütün Oyunları
Cilt:8, Agora Kitaplığı, İstanbul, 2014
Kafkas Tebeşir Dairesi 1954, B.Brecht, Bütün Oyunları
Cilt:8, Agora Kitaplığı, İstanbul, 2014
Komün Günleri, B.Brecht, Bütün Oyunları Cilt:8, Agora
Kitaplığı, İstanbul, 2014
Coriolanus, B.Brecht, Bütün Oyunları Cilt:9, Agora Kitaplığı,
İstanbul, 2014
1431 Rhouen’da Jeanne d’Arc Davası, B.Brecht, Bütün
Oyunları Cilt:9, Agora Kitaplığı, İstanbul, 2014
Turandot ya da Aklayıcılar Kongresi, B.Brecht, Bütün
Oyunları Cilt:9, Agora Kitaplığı, İstanbul, 2014