Yönetmen

Murat Daltaban


1966 yılında Ankara’da doğdu. 1983-87 arası ODTÜ mühendislik okudu ve eş zamanlı olarak Ankara Konservatuarı Opera bölümünde yarı zamanlı eğitim aldı. Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi, Tiyatro Bölümü, Oyunculuk Ana Sanat Dalı’nda lisansını 1992’de tamamladı. 1993 yılında İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda oyunculuğa başladı. Kurum bünyesinde birçok oyunda başrol oynadı. (Prens Andre – Savaş ve Barış, Iago – Othello, Jason – Medea, Debuission – Misyon (Bir Devrimi Anmak). 2004 yılında kadrolu sanatçı olarak bulunduğu İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’ndan ayrıldı. 

2005 yılında Tiyatro DOT’u açtı. 2005-19 yılları arasında DOT bünyesinde çok sayıda oyun sahneledi. Ağustos 2017’de, EDINBURGH INTERNATIONAL FESTIVAL (70. YIL) kapsamında, Zinnie Harris’in uyarladığı Ionesco’nun RHINOCEROS oyununu sahneledi. Yönetmeni ve ortak yapımcısı olduğu RHINOCEROS oyunu, Haziran 2018’de İskoçya’nın tiyatro ödülleri “CRITICS’ AWARDS FOR THEATRE IN SCOTLAND” ödüllerinde 7 dalda aday oldu ve 4 dalda ödül kazandı. Murat Daltaban 2018 YILIN EN İYİ YÖNETMENİ ödülünü aldı. Rhinoceros ise 2018 YILIN EN İYİ OYUNU ödülünü aldı.

Kasım 2019’da Nilüfer Kent Tiyatrosunda prömiyer yapacak olan Wajdi Mouawad’ın “Yangınlar” (Incendies) oyununu sahnelemekte olan Daltaban, Ekim 2019’da Londra Arcola Theatre’da Zinnie Harris’in “Meet Me At Dawn” oyununu ve Şubat 2020’de Edinburgh Lyceum Theatre ve ardından Mart 2020’de Glasgow Citizens Theatre’da Denise Mina’nın uyarladığı Brecht’in “Mrs Puntila and Her Man Matti” oyununu sahneleyecek.

DOT İSTANBUL ve DOT ARTS AND THEATRE EDINBURGH tiyatrolarının kurucu ortak ve sanat yönetmeni olan Daltaban, yönetmenlik ve oyunculuk yapmaya devam etmektedir.

1968 yılında Lübnan’da doğan yazar, oyuncu ve yönetmen Wajdi Mouawad, gençlik yıllarını geçirdiği Kanada’da Montreal at Ecole Nationale du Theatre du Canada’da eğitim gördü. 1991’de mezun olmasının hemen ardından Theatre O Parleur’da yönetmenlik kariyerine ilk adımı attı.

2005’te biri Kanada’da diğeri Fransa’da olmak üzere iki kumpanya kuran Mouawad, bu süre içinde Theatre de QuatSous in Montreal’de dört dönem üst üste sanat yönetmenliği görevini yürüttü. Fransa ve Kanada’da çok sayıda oyunun sahnelenmesinde görev alan Mouawad aynı zamanda 1997’de kendi yazdığı Littoral adlı oyunu sinemaya uyarlayarak yönetmenliğini yaptı.

Aynı zamanda gençlik oyunları da kaleme alan Mouawad, Incendies (Yangınlar) isimli oyununu ise ilk kez 2003 yılında sahneledi. Kendisine ait 7 oyunda oyuncu olarak da performans sergileyen Wajdi Mouawad yazarlık ve yönetmenlikteki başarılı çalışmaları nedeniyle çok sayıda ödüle layık görüldü.

Eserlerinde doğrudan ve keskin bir dil kullanmayı tercih eden Mouawad, tüm eserlerinde “Sanat güzelliğin prizmasından insan varlığına tanıklık etmektir” inancını hep vurgulamıştır.

OYUNA DAİR

Bir İnsanlık Tarihi

Wajdi Mouawad, Vaatlerin Kanı adını taşıyan dörtlemesinin ikinci parçası olan Yangınlar’ı bundan on altı yıl önce, dörtlemenin ilk soluğu Kıyı’dan altı yıl sonra kaleme aldı. Vaatlerin Kanı, o günden bu güne uzanan yaklaşık yirmi yıllık sürede, sesini tüm dünya sahnelerinde duyurdu. Mouawad’ın dörtlemesi, Batı tiyatrosunun son dönemine ruhunu veren, dramatik yazında yeni bir akışa yön sağlayan, G. Apollinaire’in ifadesiyle “işaret fişeği” vazifesi gören yaratıların başında geliyor.

Vaatlerin Kanı’nı ve bir adım öne çıkan parçası Yangınlar’ı, bugün hemen her coğrafyada yankı bulan, sarsıcı, büyüleyici, ilham verici bir sese dönüştüren nedir?

Yangınlar’ın metinsel gücü, bana göre ve bu sınırlı satırlarda ifade edebileceğim kadarıyla, yazıya ve sahneye dair unsurlarının muazzam uyumunda hayat buluyor. Mouawad, Kıyı’da, denize ulaşmaya çalışan insanlar vasıtasıyla, birçok defa “yolların kesiştiği yerden” bahseder. Yangınlar, sanki Mouawad’ın işaret ettiği bu buluşma yerine, zihinde ilk pırıltısını bulduğu andan, sahnede seyircinin bakışına sunulduğu ana kadar geçen süreyi kapsayan “tiyatro olayını” oluşturan tüm unsurların – öykünün, akışın, monologun, diyalogun, dramatik tekniğin, katmanların, kişilerin, kurmacanın, kurgu evreninin, üzüntüyü, gülmeyi, şaşırmayı, isyanı, öfkeyi tetikleyen anların, çağrılan kavramların, soruların, varsayımların ve daha nicesinin – tüm bu “yolların” kesiştiği bir noktaya, bir uyum ve tamamlanma mekânına karşılık geliyor.

Lübnan asıllı Kanadalı yazar Wajdi Mouawad, dörtlemenin diğer parçalarında olduğu gibi, Yangınlar’da da okurunu ve seyircisini, dünyalarının dışına çıkmakla yazgılı insanların somut ve soyut arayışlarına ortak ediyor. Kişiler arayışı tercih etmiyor, arayış, zamanı geldiğinde, kişileri mecbur bırakıyor. Nawal’ın çocuklarının arayışı, onları harekete geçmeye, bilmediklerini öğrenmeye, duymadıklarını duymaya mecbur bırakan bir öykünün ilerleyişi. Yangınlar’ın trajedisine işte bu mecburiyet şekil veriyor. Orta Doğu’nun zamansız, ölümcül, masalsı topraklarında, yola çıkmak zorunda kalan, zorunda bırakılan insanların öyküleri kesişiyor. Yaşama tutunmak, nefes almak, öldürülmemek için, tarihine kavuşmak, kimliğini inşa etmek, adını mezartaşına kazıyabilmek için, verilmiş bir sözü tutmak, ihanet etmemek için, yalnızlığına son vermek, yeni yarınlara can vermek için ve aynı zamanda öldürmek için, can yakmak için, kan dökmek için yola çıkanların öykülerini anlatıyor Mouawad. Kahkahayla acının sıra kapmak için fırsat kolladığı bu öykülere, doğmuş olduğu toprakların anlatı geleneğinden beslenen yazarın masalsı şiddeti, şiirsel dili eşlik ediyor. Sadece “nereden başlayacağını bilmek” isteyen Jeanne’ın sımsıkı tutunacağı bu dil, hâkim kılınmak istenen sessizliği yıkacak olan, sessizliğin sesini duymamıza vesile olacak olan, bizleri acıya, öfkeye, umuda ve şaşkınlığa tanık bırakacak olan dildir. Hayatlar pahasına yazıya dökülen dil.

Bir Avrupa metropolünden, meçhul topraklarda, yalnız bir köye uzanan yolda kesişen küçük yaşamların tekil öykülerine, hemen her coğrafyada, her dilde yankı bulacak kadar evrensel bir boyut kazandırmayı başarmış olan Mouawad’ın Yangınlar’ı, Orta Doğu’nun “bilindik” tarihinden bir kesit sunmakla yetinmiyor, fısıldadığı çığlığı duyurabilecek kadar yakınımıza sokuluyor.

Yangınlar’ın sırrı, kanlı – yine de umutlu – bir insanlık tarihini, ufak bir müzik kutusuna sığdırıp, önümüze koymasıdır belki de.

Ayberk Erkay/ Çevirmen

Nilufer Belediyesi Kent Tiyatrosu ©